Bal Arısı Kolonilerinde Beslenme ve Teşvik Stratejileri

Arı kolonilerinin beslenmesinde kullanılan şurupların hazırlanması, arı sağlığı ve kovan verimliliği üzerinde doğrudan etkisi olan temel bir arıcılık uygulamasıdır. Kullanılan şekerin türü, su oranı, hazırlama sırasındaki ısı seviyesi ve olası katkı maddelerinin yönetimi, beslemenin başarısını belirler. Yanlış hazırlanan yemler, arıların sindirim sistemini bozabilir veya toksik etkiler yaratabilir.

1:1 ve 2:1 şurup oranlarının kullanım senaryoları

Arıcılıkta şurup oranları, mevsime ve amaca göre değişkenlik gösterir. 1:1 oranı (bir ölçü şeker, bir ölçü su) genellikle ilkbahar aylarında teşvik beslemesi için kullanılır. Bu karışım, doğadaki taze nektarın akışkanlığını taklit eder. Ana arının yumurtlamasını hızlandırır ve kuluçka faaliyetini artırır. Buna karşın, 2:1 oranı (iki ölçü şeker, bir ölçü su) sonbaharda kışlık depo beslemesi için idealdir. Bu yoğun şurup, arıların depolama sırasında daha az su buharlaştırmasını ve daha az enerji harcamasını sağlar. Kışlık stoğun hızla tamamlanmasına yardımcı olur.

Şurup ısısı, karamelizasyon ve asitleştirme (limon vb.) sınırları

Şurup hazırlarken yapılan en kritik hata, suyun kaynatılmasıdır. Şeker, yüksek ısıya (genellikle 70 ∘C üzeri) maruz kaldığında karamelize olur ve bu süreçte Hidroksimetilfurfural (HMF) adı verilen bir bileşik oluşur. HMF, arılar için toksiktir ve sindirim sorunlarından toplu ölümlere kadar ciddi sorunlara yol açar. Şekerin eritilmesi için suyun 40-50 ∘C aralığında ılık olması yeterlidir, kaynama noktasına yaklaşılmamalıdır. Şekerin (sakkaroz) arıların daha kolay sindirebileceği basit şekerlere (fruktoz ve glukoz) dönüştürülmesi (inversiyon) için bazen limon tuzu, sirke veya sitrik asit gibi asitler eklenir. Ancak bu işlem, HMF oluşumunu hızlandırabilir, bu nedenle tecrübe yoksa veya oranlar bilinmiyorsa asit eklemekten kaçınılmalıdır.

Sonbahar beslemesi (depo/kışa hazırlık)

Sonbahar beslemesi, arı kolonisinin kışı geçirebilmesi için hayati öneme sahip olan kışlık bal stoklarının tamamlanması işlemidir. Bu dönemde yapılan bal arısı kolonilerinde beslenme, ilkbahar teşvikinin aksine, kuluçkayı değil, doğrudan depolamayı hedefler. Zamanlama ve kullanılan şurubun yoğunluğu, koloninin kışı sağlıklı ve yeterli gıdayla geçirmesi için kritik rol oynar.

Depo besleme ne zaman başlar ve biter?

Depo beslemesine, bölgedeki ana nektar akımı tamamen bittikten ve son bal hasadı yapıldıktan hemen sonra başlanmalıdır. Zamanlama çok önemlidir; çünkü arıların verilen şurubu alıp petek gözlerine taşıması, suyunu uçurması ve üzerini sırlaması için belirli bir ortam sıcaklığına ihtiyacı vardır. Geceleri sıcaklığın 10-12 ∘C altına düştüğü dönemlerde arıların şurubu çekmesi zorlaşır. Besleme, arıların şuruba ilgisi azaldığında ve kovandaki kışlık stok hedefi (genellikle tam katlı bir kovanda 15-20 kg bal) sağlandığında bitirilir.

Azar azar–sürekli şuruplama vs toplu verme

Sonbahar beslemesinde iki farklı strateji uygulanabilir. Azar azar ve sürekli (örneğin iki günde bir 500 cc) şuruplama, ana arıyı yumurtlamaya teşvik edebilir. Bu, kışı geçirecek genç arı nüfusunu artırmak için faydalı olsa da, asıl hedef depolama ise süreci yavaşlatır. Depo beslemesinde daha yaygın ve etkili olan yöntem toplu verme (blok besleme) yöntemidir. Bu yöntemde, koloniye bir seferde 3-4 litre gibi yüksek miktarlarda 2:1 oranlı yoğun şurup verilir. Arılar bu yoğun şurubu hızla alarak depolamaya odaklanır ve kuluçka faaliyeti yerine stok yapmaya yönlendirilir.

Beslemede genel ilkeler / dikkat edilecekler

Arı kolonilerini beslerken uygulanan yöntemler, koloninin sağlığını korumak ve olası riskleri en aza indirmek zorundadır. Özellikle yağma gibi tehlikeli durumları tetiklememek için zamanlama ve uygulama detaylarına dikkat edilmelidir. Kullanılan ekipmanın türü ve kovan içindeki yerleşimi de beslemenin etkinliğini ve arıların güvenliğini doğrudan etkileyen faktörler arasındadır.

Akşam besleme, uçuş deliği daraltma ve sızıntı kontrolü

Besleme yaparken en çok korkulan durum yağmadır. Yağma, güçlü kolonilerin zayıf kolonilere saldırarak stoklarını çalmasıdır ve salgın hastalık gibi yayılabilir. Yağmayı önlemenin altın kuralı, beslemeyi mutlaka akşam saatlerinde, arıların uçuş faaliyetinin bittiği veya minimuma indiği zaman diliminde yapmaktır. Gündüz yapılan besleme, şurup kokusunu alan diğer kovanların arılarını davet eder. Besleme yapılan dönemde, koloninin gücüne bakılmaksızın tüm kovanların uçuş delikleri mutlaka daraltılmalıdır. Ayrıca, şuruplukların sızdırmadığından, kovan dışına veya kovanın etrafına şurup dökülmediğinden emin olunmalıdır; en küçük bir damla bile yağmayı başlatabilir.

Şurupluk seçimi ve kovan içi yerleşim hataları

Şurupluk (veya şerbetlik) seçimi, beslemenin verimliliğini etkiler. Piyasada kovan üstü, çerçeve tipi veya kovan girişi (boğaz) tipi gibi farklı modeller bulunur. Kovan üstü örtü tahtası tipindekiler pratik olsa da, soğuk havalarda kovanın ısı kaybını artırabilir ve arıların salkımdan ayrılarak şuruba gelmesini gerektirir. Kovan içi çerçeve tipi şurupluklar kuluçkaya yakındır ancak ciddi bir boğulma riski taşır. Arıların şurup içinde boğulmasını önlemek için, bu tip şuruplukların içine mutlaka ahşap parçalar, plastik şamandıralar veya bir miktar kaba saman/tahıl (buğday, arpa) koyarak arıların tutunabileceği yüzeyler oluşturulmalıdır. Şurupluğun kuluçkalığa yakın yerleştirilmesi, arıların besine kolay ulaşmasını sağlar.

Teşvik beslemesi

Teşvik beslemesi, bal arısı kolonilerinde beslenme stratejilerinin en kritik parçalarından biridir. Genellikle ilkbaharda, ana nektar akımı başlamadan önce uygulanır. Amacı, doğada bir nektar akışı varmış izlenimi yaratarak ana arının yumurtlama kapasitesini artırmak ve kovan nüfusunu ana bal sezonuna güçlü bir şekilde hazırlamaktır. Doğru zamanlama, sezonun başarısını belirler.

Nektar akımı öncesi 6–7 hafta planlama

Etkili bir teşvik beslemesinin zamanlaması, arının biyolojik döngüsüne dayanır. Bir işçi arının yumurtadan çıkması yaklaşık 21 gün sürer. Yumurtadan çıktıktan sonra yaklaşık 21 gün de kovan içi hizmetlerde (temizlik, yavru bakımı, petek örme) çalışır ve ancak bundan sonra tarlacı olur. Bu döngü toplamda 42 gün, yani 6 hafta sürer. Bu nedenle, bölgedeki ana nektar akımından (örneğin ayçiçeği, kestane veya çam) 6 ila 7 hafta önce 1:1 oranlı şurupla teşvik beslemesine başlanmalıdır. Bu planlama, nektar akımı başladığında tarlacı olacak maksimum sayıda işçi arı nüfusunu garanti altına alır.

Aşırı kuluçka ve oğul eğilimi risk yönetimi

Teşvik beslemesi kontrolsüz yapılırsa faydadan çok zarar getirebilir. Gereğinden erken veya çok yoğun yapılan teşvik, kovanda aşırı bir kuluçka patlamasına yol açar. Eğer bu kalabalık nüfusu destekleyecek doğal nektar ve polen akışı başlamazsa, koloni hızla açlık stresine girebilir. Daha da önemlisi, kovandaki peteklerin hızla kuluçkayla dolması ve genç arı nüfusunun artması, kolonide sıkışıklığa neden olur. Bu sıkışıklık, arıların doğal çoğalma içgüdüsünü, yani oğul eğilimini tetikler. Ana arı memeleri dikilir ve koloni bölünmeye hazırlanır. Oğul veren bir koloni, nüfusunun yarısını kaybeder ve o sezon bal toplama kapasitesi dramatik olarak düşer.

Katı yemler (kek)

Arı keki, özellikle arıların sıvı şurubu alamayacağı kadar soğuk olan kış sonu ve polen akışının zayıf olduğu ilkbahar başında kullanılan katı formda bir besin takviyesidir. Arı kekinin temel amacı, kuluçka faaliyeti için kritik öneme sahip olan protein ihtiyacını karşılamaktır. Arı kolonilerinin beslenmesi için karbonhidrat kadar protein de zorunludur.

Polen içeriği, soya/bira mayası kullanımı ve sınırları

İdeal bir arı keki, arılar için en mükemmel protein kaynağı olan poleni içermelidir. Ancak polen, Amerikan Yavru Çürüğü (AYÇ) gibi ciddi hastalıkların sporlarını taşıyabilir. Bu nedenle, kek yapımında kullanılacak polenin mutlaka ışınlanmış (sterilize edilmiş) olması gerekir. Sterilize polen temin edilemiyorsa veya risk alınmak istenmiyorsa, protein ikameleri kullanılır. Bunlar arasında en yaygın olanları yüksek proteinli ve yağsız soya unu, bira mayası (inaktif) veya yağsız süt tozudur. Bu ikamelerin toplam karışımdaki oranı genellikle %10 ila %15 aralığını geçmemelidir; fazlası arılarda sindirim sorunlarına yol açabilir.

Kekin kıvamı, paketleme ve tüketim kolaylığı

Kekin fiziksel yapısı, en az içeriği kadar önemlidir. Kekin kıvamı, arıların kolayca tüketebileceği yumuşaklıkta, ancak kovan içine akmayacak veya dağılmayacak bir formda olmalıdır. Çok sert kek, arılar tarafından tüketilemez ve boşa gider. Çok yumuşak veya cıvık (akışkan) kek ise arıların üzerine bulaşarak ölümlerine, kovan içinde kirliliğe ve fermantasyona neden olur. İdeal kek macun kıvamındadır. Genellikle 1 kg civarında porsiyonlanır ve kurumasını önlemek için buzdolabı poşetlerine veya streç filme sarılarak hava almayacak şekilde paketlenir.

Kek hazırlama

Ev yapımı arı keki hazırlamak, özellikle formülasyonda bal kullanılıyorsa, çok yüksek düzeyde hijyen ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Bal, arı hastalıklarının (özellikle nosema ve yavru çürükleri) sporlarını barındırma potansiyeline sahiptir. Hazırlanan kek, bu sporları tüm arılığa yayarak sağlıklı kolonilerin de hastalanmasına neden olabilir.

Bal–pudra şekeri oranı ve hijyen kaynaklı riskler

Gelenelksel kek tariflerinde bağlayıcı ve tatlandırıcı olarak bal kullanılır. Yaygın oranlardan biri, 1 ölçü bal ile 3-4 ölçü pudra şekerinin karıştırılmasıdır. Pudra şekeri kullanılmasının nedeni, kristal şekerin arılar tarafından tüketilmesinin zor olması ve nemi çekmesidir. Buradaki en kritik risk, kullanılan balın kaynağıdır. Eğer bal, Amerikan Yavru Çürüğü (AYÇ) sporları taşıyan bir koloniden geliyorsa, bu hastalık hazırlanan kek vasıtasıyla beslenen tüm sağlıklı kolonilere bulaşır. Bu nedenle, kek yapımında sadece kesinlikle sağlıklı olduğu bilinen ve kendi arılığından gelen bal kullanılmalıdır. En güvenli yöntem, bal yerine yoğun (2:1) şeker şurubu kullanarak “balsız kek” (fondan) hazırlamaktır.

Uygulama: paket delikleri, yerleşim ve mevsime göre miktar

Hazırlanan kek, genellikle 1 kg’lık yassı paketler halinde kuluçkalığın üzerine yerleştirilir. Kekin konumu, kışın arı salkımının, ilkbaharda ise kuluçka alanının tam üstü olmalıdır. Arıların soğukta salkımı terk etmeden besine ulaşabilmesi gerekir. Poşetlenmiş kekin arılarla temas etmesi için poşetin alt yüzeyine (arıların olduğu tarafa) bıçakla birkaç çizik atılır veya bir pencere açılır. Mevsime göre verilecek miktar değişir. Kış ortasında verilen 1 kg’lık bir kek koloniyi uzun süre idare edebilirken, ilkbahar teşvik döneminde, kuluçka faaliyeti arttıkça bu miktar çok daha hızlı (birkaç gün içinde) tüketilebilir.

Sıvı yemler (şurup)

Şurup, bal arısı kolonilerinde beslenme için en yaygın kullanılan karbonhidrat kaynağıdır. Ancak her şekerli sıvı, arılar için uygun gıda demek değildir. Pekmez, esmer şeker veya bal gibi alternatiflerin kullanımı, koloniler için ciddi sağlık sorunlarına ve ölümlere yol açabilir. Sadece beyaz kristal şeker (sakkaroz) kullanılmalıdır.

Balla/pekmezle beslemenin riskleri ve kaçınma

Arıları şurup yerine balla beslemek, kaynağı bilinmeyen bir bal kullanılıyorsa, hastalık bulaştırma açısından en riskli uygulamalardan biridir. Hastalıklı bir koloniden gelen bal, arılıktaki tüm sağlıklı kolonileri enfekte edebilir. Pekmez, melas, esmer şeker, mısır şurubu (türü bilinmeyen) veya diğer işlenmiş şekerli gıdaların arılara verilmesi ise kesinlikle yanlıştır. Bu ürünler, arıların sindiremediği karmaşık şekerler, yüksek mineral ve kül içeriği barındırır. Bu maddeler, özellikle kışın uzun süre kovandan çıkamayan arıların sindirim sisteminde birikerek dizanteriye (ishal) ve toplu ölümlere neden olur.

Su kalitesi, kaynatma ve karıştırma protokolü

Şurup yapımında kullanılacak su, içme suyu kalitesinde olmalı, temiz ve klorsuz olmalıdır. Yoğun klor içeren şebeke suları, kullanılmadan önce dinlendirilerek klorun uçması sağlanmalıdır. Şurup hazırlamanın temel protokolü, suyu asla kaynatmamaktır. Kaynama noktasında (100 ∘C) veya aşırı sıcak suda (70 ∘C üzeri) şeker HMF üretebilir. Şekerin çözünmesi için suyun yaklaşık 50 ∘C‘ye kadar ısıtılması yeterlidir. Şeker, ılık suya eklendikten sonra, dibe çöküp sertleşmemesi için tamamen eriyene kadar iyice karıştırılmalıdır. Erimemiş şeker kristalleri, şurupluğun dibinde kalarak hem israfa yol açar hem de fermantasyona neden olabilir.

Yağmanın önlenmesi

Yağma, genellikle nektar kıtlığı olan dönemlerde (sonbahar veya kurak yaz ayları) ortaya çıkan, arılıklardaki en tehlikeli ve bulaşıcı durumlardan biridir. Güçlü kolonilerin, zayıf veya savunmasız kolonilerin stoklarına saldırmasıyla başlar. Yağma bir kez başladığında durdurulması çok zordur ve arılıkta ciddi arı ölümlerine, hastalıkların (varroa, yavru çürükleri) hızla yayılmasına ve zayıf kolonilerin tamamen sönmesine neden olabilir.

Arılıkta güç dengesi ve çalışma sırası

Bir arılıkta kolonilerin güç seviyeleri nadiren eşittir. Yağma eğilimi genellikle güçlü kolonilerden başlar. Arılıkta çalışırken, arıcıların dikkat etmesi gereken bir protokol vardır: Önce güçlü kolonilerin kontrolü yapılmalı, en sona zayıf veya sorunlu koloniler bırakılmalıdır. Eğer önce zayıf bir koloni açılır ve beslenirse, etrafa yayılan koku güçlü kolonilerden gelen tarlacıları buraya çeker ve yağmayı başlatabilir. Arılıkta 10 çerçevelik güçlü bir koloni ile 3 çerçevelik zayıf bir koloninin yan yana durması risklidir. Zayıf koloniler ya birleştirilmeli ya da arılığın daha korunaklı bir yerine alınmalıdır.

Besleme sırasında yağma tetikleyicileri (koku, sızıntı, zamanlama)

Yağmayı tetikleyen temel unsur kokudur. Şurup, bal veya kek kokusu, tarlacı arılar için güçlü bir çekicidir. Besleme sırasında kovanın dışına, kovan kapağının üzerine veya arılığa şurup dökülmesi, yağmayı doğrudan tetikler. Bu nedenle besleme işlemi titizlikle, hızlıca ve döküp saçmadan yapılmalıdır. Şuruplukların sızdırmazlığı kontrol edilmeli, kovan kapakları gereğinden uzun süre açık bırakılmamalıdır. En önemli önlem ise zamanlamadır; arı kolonilerinin beslenmesi mutlaka akşamüstü, uçuşlar durduktan sonra yapılmalıdır. Gündüz yapılan besleme, yağmacı arılara açık bir davetiyedir.

Kolonilerin beslenmesi

Arı kolonilerinin beslenmesi, mevsimsel ihtiyaçlara göre hassas bir şekilde ayarlanması gereken dinamik bir süreçtir. İlkbaharda amaç kuluçkayı ve nüfus artışını teşvik etmek iken, sonbaharda amaç kışı atlatacak stokları tamamlamaktır. Başarılı bir bal arısı kolonilerinde beslenme programı, sadece karbonhidrat (şeker şurubu) değil, aynı zamanda protein (polen) ihtiyacını da doğru zamanlarda karşılamalıdır.

İlkbahar 1:1 – Sonbahar 2:1 uygulama farkları

İlkbahar beslemesinde kullanılan 1:1 oranlı şurup (eşit miktarda şeker ve su), doğadaki taze nektarı taklit eder. Akışkan yapısı, işçi arılar tarafından hızla tüketilir ve kuluçka alanına yakın depolanır. Bu durum, ana arıya dışarıda güçlü bir “nektar akımı başladığı” sinyalini verir ve yumurtlamayı (kuluçka faaliyetini) teşvik eder. Sonbaharda ise 2:1 oranlı (iki ölçü şeker, bir ölçü su) yoğun şurup kullanılır. Arılar bu yoğun şurubu kışlık stok olarak petek gözlerine depolamak için daha az su buharlaştırma işlemi yapar. Bu, arıların daha az enerji harcamasını sağlar ve stoğun kışın fermente olma riskini azaltır.

Polen/protein takviyesi gereksinimi ve dönemleri

Arı kolonileri sadece şeker şurubu (karbonhidrat) ile yaşayamaz. Özellikle kuluçka yapmak, yani yavruları (larvaları) beslemek için mutlaka proteine (polen) ihtiyaç duyarlar. Yavru arılar, ilk günlerinde polenle beslenir. Protein ihtiyacının zirve yaptığı iki kritik dönem vardır. Birincisi kıştan çıkışta (bölgeye göre Şubat-Mart ayları) kuluçka faaliyetinin başladığı dönemdir. İkincisi ise sonbaharda (Ağustos-Eylül) kışı geçirecek olan genç ve dirençli işçi arı neslinin yetiştirildiği dönemdir. Eğer bu dönemlerde doğadan yeterli taze polen gelmiyorsa, arıcı mutlaka polen ikameli kekler (katı yem) ile protein takviyesi yapmalıdır. Polen kıtlığı, nektar akımı olsa bile kuluçka faaliyetinin durmasına veya zayıflamasına neden olabilir.