Bal arısı kolonileri, doğadaki tozlaşmanın yaklaşık %80’ini gerçekleştirerek ekosistemlerin sürdürülebilirliği için hayati bir rol oynar. Bu karmaşık sosyal yapılar, bal ve diğer arı ürünlerini üretirken hem iç hem de dış tehditlerle sürekli bir mücadele halindedir. Arıcılık faaliyetlerinin verimliliği ve kolonilerin sağlığı, bal arısı zararlıları olarak bilinen çeşitli organizmalar tarafından ciddi şekilde risk altına atılmaktadır. Bir koloninin bu zararlılar karşısında zayıf düşmesi, sadece o koloninin çöküşüne değil, aynı zamanda bölgesel tarımsal üretime de olumsuz etki edebilir. Bu nedenle, kovan sağlığını korumak, bu zararlıların yaşam döngülerini ve etki mekanizmalarını bilmekten geçer. Etkili bir arıcılık yönetimi, tehditleri erken aşamada tanımayı ve proaktif mücadele yöntemlerini uygulamayı gerektirir.
Balmumu Güvesi
Arıcılıkta en sık rastlanan ve özellikle depolanan petekler için büyük bir yıkım kaynağı olan balmumu güvesi (Büyük balmumu güvesi Galleria mellonella ve küçük balmumu güvesi Achroia grisella), arıcılar için ciddi ekonomik kayıplara neden olur. Bu zararlının larvaları, kovan içindeki balmumu peteklerini, polen artıklarını ve arı larvalarının bıraktığı gömlekleri yiyerek beslenir. Güçlü koloniler genellikle bu güveleri kontrol altında tutabilirken, zayıf koloniler veya sahipsiz kovanlar tamamen istila edilebilir. Bu güveler, en yaygın kovan içi bal arısı zararlıları arasındadır.

Zararlının Tanımı ve Yaşam Döngüsü
Balmumu güveleri, gri-kahverengi tonlarda, geceleri aktif olan kelebeklerdir. Asıl tahribatı, bu kelebeklerin petek gözlerine veya kovan çatlaklarına bıraktığı yüzlerce yumurtadan çıkan larvalar gerçekleştirir. Yumurtalar, ideal sıcaklık olan 28-33 ∘C aralığında hızla açılır. Larvalar, petekler içinde tüneller açarak ilerler ve arkalarında ipek benzeri ağlar ile dışkı birikintileri bırakır. Tam bir yaşam döngüsü, çevresel koşullara bağlı olarak altı haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Larvalar, gelişimlerini tamamlamak için balmumunun yanı sıra polen ve propolis kalıntılarına da ihtiyaç duyar, bu da eski ve koyu renkli petekleri onlar için daha cazip hale getirir.
Kovanlara Verdiği Zarar
Larvaların petekler içinde açtığı galeriler, peteğin yapısal bütünlüğünü bozar. Bu tüneller, arıların petek gözlerini kullanmasını engeller; yavru yetiştirme alanları kullanılamaz hale gelir ve bal depolama kapasitesi düşer. İstila ilerledikçe, petekler tamamen parçalanır ve geriye sadece larvaların oluşturduğu ipeksi ağlar ve yoğun bir dışkı tabakası kalır. Bu durum, “ağ bağlama” olarak bilinir. Zayıf bir koloni, bu yoğun istilaya karşı savunma yapamaz ve larvalar kovanın ahşap kısımlarına dahi zarar vermeye başlayabilir. Kovan, kısa sürede yaşanamaz bir ortama dönüşür.
Mücadele ve Önleme
Güveyle mücadelenin temeli, arılıkta daima güçlü koloniler bulundurmaktır. Güçlü ve kalabalık koloniler, kovan içi temizliği sağlayarak güve larvalarını kovan dışına atabilir. Arıcının alması gereken en önemli önlem, kullanılmayan peteklerin depolanmasıdır. Petekler, güvelerin ulaşamayacağı serin, kuru ve iyi havalandırılan yerlerde saklanmalıdır. Petekleri depolamadan önce -18 ∘C sıcaklıkta en az 48 saat bekletmek, tüm yumurta ve larva formlarını öldürür. Ayrıca, kovan tabanlarının düzenli temizlenmesi ve yaşlı, kararmış peteklerin her yıl belirli bir oranda (%20-30 gibi) yenilenmesi, güve popülasyonunun üreme alanını kısıtlar.
Eşek Arısı
Eşek arıları, özellikle sarıca arılar (Vespula spp.) ve son dönemde bazı bölgelerde ciddi tehdit oluşturan istilacı Asya eşek arısı (Vespa velutina), bal arısı kolonileri için tehlikeli yırtıcılardır. Bu sosyal böcekler, kendi larvalarını beslemek için yüksek miktarda proteine ihtiyaç duyarlar ve bu proteini genellikle tarlacı bal arılarını avlayarak karşılarlar. Özellikle yaz sonu ve sonbahar aylarında, kendi kolonileri en kalabalık seviyeye ulaştığında saldırıları yoğunlaşır. Yırtıcı eşek arıları, en tehlikeli dış bal arısı zararlıları olarak sınıflandırılır.

Türleri ve Davranış Özellikleri
Sarıca arılar, genellikle bal arısı kovanlarına doğrudan girmeye çalışarak bal çalmayı veya kovan girişindeki zayıf arıları avlamayı hedefler. Daha büyük ve agresif olan Asya eşek arısı ise farklı bir avlanma stratejisi izler. Bu tür, kovan girişinden yaklaşık 30-50 cm uzakta havada asılı kalarak (hovering) pusuya yatar. Kovanına dönen tarlacı bal arılarını havada yakalar, başını ve bacaklarını ayırdıktan sonra göğüs kısmındaki proteince zengin kas dokusunu alarak yuvasına taşır. Bu davranış, bal arıları üzerinde aşırı strese neden olur. Bu avlanma tekniği, diğer bal arısı zararlıları tarafından kullanılmaz.
Arı Kolonilerine Etkisi
Eşek arısı saldırılarının yoğun olduğu dönemlerde, tarlacı arı kayıpları hızla artar. Koloninin gıda toplama kapasitesi düşer. Bal arıları, kovan girişindeki sürekli tehdit nedeniyle dışarı çıkmaya korkar ve uçuş faaliyetlerini durdurabilir. Bu durum “kuşatma stresi” olarak adlandırılır. Yeterli besin akışının kesilmesi, koloninin kışa hazırlığını zayıflatır ve açlığa yol açabilir. Yoğun saldırı altında, zayıf koloniler tamamen yağmalanabilir ve kısa sürede çökebilir. Tek bir Asya eşek arısı, bir günde 30 ila 50 arasında bal arısı avlayabilir.
Korunma ve Kontrol Yöntemleri
Eşek arılarına karşı korunmada en yaygın yöntem, sonbahar aylarında kovan giriş deliklerinin daraltılmasıdır. Arıların geçebileceği ancak eşek arılarının giremeyeceği boyutta (yaklaşık 6-7 mm) özel giriş daraltıcıları kullanmak, kovan içi yağmayı engeller. Arılık çevresine, özellikle ilkbaharda ana arıların tuzağa çekilmesi ve sonbaharda işçi arı populasyonunun azaltılması için feromonlu veya yemli tuzaklar kurulmalıdır. Bu tuzaklarda tatlı sıvılar (şarap, bira, şerbet karışımları) veya proteinli yemler (balık, tavuk parçaları) kullanılabilir. En etkili yöntem ise bölgedeki eşek arısı yuvalarının bulunup imha edilmesidir.
Karınca
Karıncalar, özellikle küçük boyutlu ve şekerli gıdalara yönelen türler, arı kovanları için sürekli bir rahatsızlık kaynağıdır. Genellikle koloniyi doğrudan yok etmezler, ancak kovan içindeki bal stoklarını yağmalayarak ve koloninin genel düzenini bozarak strese neden olurlar. Karınca istilaları, özellikle kurak mevsimlerde ve zayıf kolonilerde daha yaygın ve zararlı hale gelir. Karıncalar, kovanı zayıflatan ikincil bal arısı zararlıları olarak görülür.

Türleri ve Kovanlara Giriş Yolları
Pek çok farklı karınca türü kovanlara yönelebilir, ancak genellikle Arjantin karıncası veya küçük bal karıncaları gibi türler en sorunlu olanlardır. Bu sosyal böcekler, koku izlerini takip ederek organize gruplar halinde hareket ederler. Kovanlara girişleri genellikle kovan sehpalarının ayaklarından tırmanarak gerçekleşir. Kovanın yerle doğrudan teması, çevresindeki yüksek otlar veya kovan kapağına sarkan ağaç dalları da onlar için bir köprü oluşturur. Kovanın alt tablasındaki en küçük çatlak veya yarıklar bile giriş noktası olabilir.
Zarar Şekilleri
Karıncaların birincil hedefi bal, şerbet ve bazen de arı larvalarıdır. Kovana giren binlerce karınca, hızla bal depolanmış peteklere ulaşır ve taşıyabildikleri kadar balı yuvalarına götürürler. Bu sürekli yağma, koloninin kışlık yiyecek stoklarını ciddi şekilde azaltır. Ayrıca, kovan içinde dolaşan karıncalar, arıları sürekli savunma pozisyonunda tutar. Arılar, normal kovan içi faaliyetlerini (yavru bakımı, petek örme) bırakıp istilacılarla savaşmak zorunda kalır. Bu durum, koloninin genel gücünü zayıflatır ve huzursuzluğa neden olur.
Önleme Yöntemleri
Karınca istilalarını önlemenin en etkili ve çevre dostu yolu, fiziksel bariyerler kullanmaktır. Kovanlar mutlaka yerden yükseltilmeli (en az 30-40 cm) ve sehpalar üzerine konulmalıdır. Kovan sehpalarının ayakları, içi su, kireç veya motor yağı (doğrudan toprağa temas etmemeli) dolu kaplara oturtulmalıdır. Bu, karıncaların tırmanmasını fiziksel olarak engeller. Arılık çevresinin temiz tutulması, otların biçilmesi ve yere dökülen şerbet veya bal kalıntılarının temizlenmesi, karıncaların bölgeye çekilmesini azaltır.
Küçük Kovan Böceği
Küçük kovan böceği (Aethina tumida), kökeni Afrika olan ancak son yıllarda dünya geneline yayılarak ciddi bir arıcılık zararlısı haline gelen istilacı bir türdür. Bu böcek, hem yetişkin hem de larva formunda kovan içinde büyük tahribata yol açar. Özellikle sıcak ve nemli iklim koşullarında hızla çoğalarak güçlü kolonileri bile zayıflatabilir. Bu böcek, en yeni bal arısı zararlıları listesinin başında yer alır.

Tanımı ve Yaşam Alanı
Yetişkin küçük kovan böceği, yaklaşık 5-7 mm uzunluğunda, oval şekilli ve koyu kahverengi ila siyah renkli bir böcektir. Kovan içinde çok hızlı hareket eder ve arıların ulaşamayacağı dar çatlaklara, özellikle kovan kapağı altına veya dip tahtasına saklanır. Dişi böcekler, yumurtalarını petek gözlerine veya kovan çatlaklarına kümeler halinde bırakır. Larvalar, yumurtadan çıktıktan sonra hızla büyür ve gelişimlerini tamamlamak için kovanı terk ederek toprağa girer, burada pupa olurlar.
Kovan İçinde Yarattığı Zararlar
Asıl yıkımı, böceğin larvaları gerçekleştirir. Binlerce larva, polen ve bal ile beslenir. Beslenme sırasında, dışkılarıyla birlikte özel bir maya (Kodamaea ohmeri) bulaştırırlar. Bu maya, balın hızla fermente olmasına (ekşimesine) neden olur. Fermente olan bal, petek gözlerinden taşar, köpürür ve kovan tabanına akar. Kovan içi, adeta balçık benzeri, kötü kokulu bir yapıya bürünür. Bu durum peteklerin çökmesine yol açar. Arılar, bu kirli ve yaşanmaz ortam nedeniyle kovanı terk edebilir (absconding). Fermentasyon, diğer bal arısı zararlıları kaynaklı zararlardan farklı, spesifik bir sorundur.
Mücadele ve Koruma
Küçük kovan böceği ile mücadelede kilit nokta, koloniyi güçlü ve kalabalık tutmaktır. Arılar, ‘böcek hapishanesi’ adı verilen bir davranışla yetişkin böcekleri kovanın köşelerine sıkıştırarak kontrol altında tutmaya çalışır. Arıcılar, kovan içi hijyene azami özen göstermeli, dip tahtasını temiz tutmalı ve kovan içi nemi azaltmalıdır. Kovan tabanına yerleştirilen özel yağlı veya mekanik tuzaklar (şeritli tuzaklar, dip tahtası tuzakları), hem larvaları hem de yetişkin böcekleri yakalamada etkilidir. Bal hasadı geciktirilmemeli ve hasat edilen petekler hızla işlenmelidir, çünkü böcekler sağılmış peteklerde de hızla çoğalabilir.
Fare ve Kertenkele
Omurgalı zararlılar olan fareler ve kertenkeleler, arı kolonileri için farklı mevsimlerde ve farklı şekillerde tehdit oluşturur. Fareler özellikle kış aylarında kovanı sıcak bir sığınak olarak kullanırken, kertenkeleler yaz aylarında tarlacı arıları avlayarak beslenir. Her ikisi de koloninin düzenini bozan ve popülasyonunu azaltan önemli bal arısı zararlıları arasında sayılır.

Kovanlara Giriş Şekilleri
Fareler, özellikle Fındık faresi gibi küçük türler, sonbaharda havaların soğumasıyla birlikte kovanlara girmeye çalışır. Genellikle kovan giriş deliğinden (eğer 1 cm’den daha genişse) veya kovanın ahşap aksamındaki çatlaklardan girerler. Eğer giriş yeterince geniş değilse, ahşap kovan girişini kemirerek genişletebilirler. Kertenkeleler ise kovanın içine girmezler; bunun yerine kovanın dış duvarında veya giriş deliğinin hemen önünde pusuya yatarak arıların hareketlerini beklerler.
Fiziksel ve Davranışsal Zararlar
Bir fare kış salkımındaki bir kovana girdiğinde, peteklerin bir kısmını kemirerek kendine yuva yapar. Bu süreçte hem arıları yer hem de petekleri idrarı ve dışkısıyla kirletir. Kirlenen petekler kullanılamaz hale gelir ve fare kokusu arıları aşırı strese sokar. Bu durum, kış salkımının dağılmasına ve koloninin soğuktan donarak ölmesine neden olabilir. Kertenkelelerin zararı ise daha çok tarlacı arı popülasyonunadır. Kovan girişinde sürekli bekleyen bir avcı, arıların uçuş frekansını düşürür. Bu durum, kovana giren nektar miktarını azaltır ve bal verimini olumsuz etkiler.
Korunma Yöntemleri
Farelere karşı korunmanın en basit ve etkili yolu, sonbaharda kovan kışlamaya hazırlanırken giriş deliklerine metal veya dayanıklı plastikten yapılmış giriş daraltıcıları takmaktır. Bu aparatlar, arıların geçişine izin verirken (genellikle 6-8 mm yükseklik) farelerin girmesini tamamen engeller. Kovanların yerden en az 30 cm yükseltilmesi ve arılık çevresinin temizlenmesi de fareleri caydırır. Omurgalılar, tüm bal arısı zararlıları içinde fiziksel olarak en büyük olanlardır.
Arı Kuşu
Arı kuşları (Merops apiaster), parlak renkli tüyleri, kıvrak uçuşları ve karakteristik sesleriyle bilinen göçmen kuşlardır. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere, beslenme alışkanlıklarının merkezinde arılar ve diğer uçan böcekler yer alır. Özellikle arılıkların yoğun olduğu bölgelerde ve göç dönemlerinde, bu kuşlar bal arısı popülasyonu üzerinde baskı oluşturabilir. Kuşlar, arıcıların mücadele etmekte zorlandığı bal arısı zararlıları grubuna dahildir.

Tür Özellikleri ve Beslenme Alışkanlıkları
Arı kuşları, son derece yetenekli avcılardır. Genellikle yüksek bir tünekten, örneğin bir ağaç dalından veya telefon telinden çevreyi gözlemlerler. Uçan bir bal arısını tespit ettiklerinde hızla havalanır, arıyı gagalarıyla havada yakalarlar. Arıyı yutmadan önce, onu sert bir yüzeye (genellikle tünedikleri dala) defalarca çarparak zehir iğnesini ve kesesini boşaltmasını sağlarlar. Bu işlemi yaptıktan sonra arıyı güvenle yutarlar. Genellikle sürüler halinde hareket eder ve avlanırlar.
Arı Popülasyonu Üzerindeki Etkiler
Arı kuşlarının popülasyon üzerindeki etkisi, özellikle koloninin en kritik dönemlerinde yıkıcı olabilir. Bir arı kuşu sürüsü, bir günde binlerce tarlacı arıyı tüketebilir. Bu durum, koloninin nektar ve polen toplama faaliyetlerini ciddi şekilde sekteye uğratır. Ancak en büyük tehlike, genç ve henüz çiftleşmemiş ana arıların çiftleşme uçuşu sırasında ortaya çıkar. Ana arının bu kuşlar tarafından avlanması, koloninin ana arı üretememesi durumunda hızla sönmesine ve yok olmasına yol açar. Bu durum, arı kuşunu diğer bal arısı zararlıları arasında özel bir yere koyar.
Koruma ve Caydırma Yöntemleri
Arı kuşları, birçok ülkede koruma altında olan türlerdir, bu nedenle onlara zarar verecek yöntemler (avlanma gibi) yasal ve etik değildir. Mücadele, tamamen caydırma üzerine kurulu olmalıdır. Arılıkların, bu kuşların ana göç yolları veya bilinen yuvalanma alanlarının yakınına kurulmaması tavsiye edilir. Arılık çevresine asılan parlak şeritler, rüzgarda ses çıkaran objeler veya eski CD’ler, görsel caydırıcılık sağlayabilir. Belirli aralıklarla yırtıcı kuş (şahin, atmaca) sesi çıkaran elektronik cihazlar kullanmak, arı kuşu sürülerinin bölgeden geçici olarak uzaklaşmasını sağlayabilir.



