Arıcılık, karmaşık bir ekosistem yönetimidir. Arıların sağlığı, sadece bal üretimi için değil, aynı zamanda çevresel denge için de kritik önem taşır. Ancak, arı kolonileri birçok dış tehditle karşı karşıyadır. Bu tehditler arasında, genellikle göz ardı edilen ancak ciddi sonuçlar doğurabilen iki canlı grubu öne çıkar: kemirgenler (özellikle fareler) ve sürüngenler (kertenkeleler). Fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları, genellikle farklı mevsimlerde ve farklı şekillerde ortaya çıkar. Kemirgenler, kış aylarında sığınak ve yiyecek arayışıyla kovanlara girerek doğrudan yıkıma neden olurken, kertenkelelerin rolü daha karmaşık ve dolaylıdır. Bu iki grubun kovan üzerindeki etkilerini anlamak, arıların korunması için hayati önem taşır. Bu noktada fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları hakkındaki bilgi eksikliği, yanlış müdahelelere yol açabilir.
Bal arısı kolonilerine etkileri
Kemirgenler ve kertenkeleler, arı kolonilerinin sağlığını ve bütünlüğünü farklı yollarla tehdit eder. Fareler, kış salkımındaki arıları rahatsız ederek, petekleri yiyerek ve kovan iç yapısını bozarak doğrudan hasara yol açar. Kertenkelelerin varlığı ise daha çok kovan çevresindeki dinamikleri etkiler; doğrudan bir kovan içi istiladan çok, kovan dışındaki arı popülasyonu üzerinde bir baskı oluşturma potansiyelleri tartışılır. Fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları bu iki canlı grubu için farklı değerlendirilmelidir.
Kemirgen istilasının yavru alanı ve stoklara etkisi
Kovanlara giren fareler, öncelikle sıcak ve korunaklı bir yuva ararlar. Kışın soğuktan kaçan bir fare için, arıların kendi vücut ısılarıyla korumaya çalıştığı kovan merkezi ideal bir sığınaktır. İstilacı kemirgen, kovanın alt kısımlarına veya kenarlarına yerleşir. Burada kendine bir yaşam alanı açmak için petekleri kemirmeye başlar. Bu kemirme faaliyeti, arıların kışlık yiyecek stokları olan bal ve polen peteklerini hedefler. Bir fare, kısa sürede kilolarca balı tüketebilir veya petekleri parçalayarak balın kovan tabanına akmasına neden olabilir. Akan bal, diğer arıları da üzerine çekerek ölümlerine yol açar. Daha da önemlisi, kemirgenin faaliyeti yavru alanına (kuluçkalık) ulaştığında, hasar katlanır. Fareler, petek gözlerindeki larvaları ve pupaları (yavru arıları) da yerler. Bu durum, koloninin bahar aylarında ihtiyaç duyacağı genç işçi arı popülasyonunu yok ederek, koloninin kıştan çıkma şansını ciddi ölçüde azaltır. Farelerin bıraktığı dışkı ve idrar, petekleri kullanılamaz hale getirir ve çeşitli hastalıkların yayılmasına zemin hazırlar.
Fare Bal Yere mi?
Arı kolonileri, kış aylarında “kış salkımı” adı verilen bir küme oluşturarak hayatta kalır. Bu salkımın merkezindeki sıcaklık, ana arının yaşaması ve bahara hazırlanması için yaklaşık 25°C ila 35°C arasında sabit tutulmalıdır. Fare istilası, bu hassas termal dengeyi iki şekilde bozar. İlk olarak, fare kendine yer açmak için petekleri kemirdiğinde, kovan içindeki hava akımını değiştirir. Oluşan boşluklar ve tüneller, soğuk havanın salkıma daha kolay ulaşmasına neden olur. İkincisi, farenin varlığı ve hareketi, salkımdaki arıları sürekli olarak rahatsız eder. Stres altındaki arılar salkımı bozar, daha fazla hareket eder ve normalden fazla bal tüketir. Bu artan aktivite, kovan içi nem oranını yükseltir. Yükselen nem, kovanın soğuk iç çeperlerinde yoğunlaşarak tekrar arıların üzerine damlar. Islanan arılar hızla donarak ölür. Nem artışı %70’lerin üzerine çıktığında, küf oluşumu da başlar. Farelerin açtığı delikler, kovanın yalıtımını bozar ve arıların salkım sıcaklığını korumak için iki kat daha fazla enerji harcamasına neden olur. Bu durum, bal stoklarının hızla tükenmesine yol açar. Kovan içi nem ve ısı dengesindeki bu bozulma, fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları listesindeki en sinsi etkilerden biridir.
Kertenkele-arı etkileşimi: saldırı mı, nötr mü?
Kertenkelelerin arılarla olan etkileşimi, farelerin yarattığı net yıkımın aksine, daha belirsiz ve tartışmalıdır. Çoğu kertenkele türü, fırsatçı avcılardır ve hareket eden küçük böceklerle beslenirler. Kovanların etrafında dolaşan kertenkeleler, genellikle kovan girişine veya uçuş tahtasına konan arıları gözlemler. Bu durum, arıcılar arasında “kertenkelelerin arı yiyip yemediği” sorusunu gündeme getirir. Bazı gözlemler, kertenkelelerin zayıf düşmüş, ölmek üzere olan veya kovan girişinde yavaş hareket eden arıları avladığını göstermektedir. Ancak bu, sistematik bir “arı avı” anlamına gelmeyebilir. Kertenkeleler, daha çok karıncalar, küçük örümcekler veya kovan çevresindeki diğer zararlılarla ilgileniyor olabilir. Arılar, özellikle sokma yetenekleri nedeniyle, birçok kertenkele türü için birincil besin kaynağı değildir. Etkileşim, çoğunlukla nötr veya tesadüfi avlanma şeklinde gerçekleşir.

Doğal düşman listesinde kertenkele var mı? kanıtların özeti
Bal arılarının doğal düşmanları listesi oldukça kabarıktır. Bu listede eşek arıları, arı kuşları, ayılar, sansarlar ve bazı örümcek türleri başı çeker. Ancak, kertenkeleler bu listenin üst sıralarında yer almaz. Bilimsel literatür ve arıcılık kayıtları incelendiğinde, kertenkelelerin arı kolonileri için “büyük bir tehdit” olarak tanımlandığı durumlara rastlamak zordur. Çoğu sürüngen uzmanı, kertenkelelerin diyetinin büyük ölçüde diğer böceklere (çekirgeler, cırcır böcekleri, sinekler) dayandığını belirtir. Arıların avlanması, genellikle başka yiyecek kaynağının kıt olduğu zamanlarda veya tesadüfen gerçekleşir. Fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları konusunda endişe duymak yerine, onların ekosistemdeki genel rolüne odaklanmak daha doğru bir yaklaşım olabilir. Farelerin aksine, kertenkeleler kovanın içine girmez, stokları yemez veya yapıyı bozmazlar. Etkileri, eğer varsa, kovan dışındaki bireysel arı kayıplarıyla sınırlıdır ve bu kayıplar genellikle koloni sağlığını tehdit edecek bir düzeye ulaşmaz.
Kertenkelelerin ekosistem ve arıcılık üzerindeki rolü
Kertenkeleler, arılık ekosisteminde genellikle yanlış anlaşılan canlılardır. Arıcılık üzerindeki rolleri, doğrudan bir tehditten ziyade dolaylı bir fayda şeklinde ortaya çıkar. Zararlı böcekleri avlayarak kovan çevresindeki dengeye katkıda bulunurlar. Onları zararlı olarak etiketlemek yerine, varlıklarını entegre zararlı yönetiminin bir parçası olarak görmek daha doğrudur. Bu, fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları algısını değiştiren bir yaklaşımdır.
Kertenkelelerin zararlı böcek avı: arılıklarda doğal fayda
Kertenkeleler, arılıklarda biyolojik kontrol ajanı olarak görev yapabilirler. Arı kovanları, sadece arılar için değil, birçok küçük zararlı için de çekici bir ortamdır. Kovanlara zarar veren balmumu güvesi (Petek Güvesi) kelebekleri, kovan çevresinde dolaşan karıncalar ve arı larvalarına hastalık taşıyabilen küçük sinekler, kertenkelelerin doğal diyet listesinde yer alır. Özellikle küçük kertenkele türleri, günde onlarca küçük böcek tüketebilir. Arılıkta bulunan bir kertenkele popülasyonu, bu zararlıların sayısını kontrol altında tutarak dolaylı bir fayda sağlar. Arıcılar, kovan girişinde gördükleri kertenkeleyi bir tehdit olarak algılamak yerine, onun potansiyel olarak petek güvesi kelebeklerini veya kovanı istila etmeye çalışan karıncaları avladığını düşünebilirler. Bu perspektif, kertenkelelerin aslında arı sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini gösterir.
Arılıklarda kertenkele dostu mikrohabitat oluşturma
Kertenkelelerin arılıktaki faydalarından yararlanmak için, onlar için uygun yaşam alanları oluşturmak mümkündür. Kertenkeleler, soğukkanlı canlılar oldukları için gün içinde güneşlenmek ve tehlike anında saklanmak için özel alanlara ihtiyaç duyarlar. Arılık çevresine, kovanlardan güvenli bir mesafede, küçük taş yığınları veya kuru odun parçaları yerleştirmek, onlar için ideal saklanma ve güneşlenme alanları (mikrohabitatlar) yaratır. Bu yapılar, kertenkelelerin bölgede kalıcı olmasını teşvik eder. Önemli olan, bu alanların kovanların hemen dibinde olmamasıdır. Böylece kertenkeleler kovan girişinden uzak durur ancak arılığın genelindeki zararlı böcekleri avlamaya devam ederler. Kimyasal ilaç kullanımının en aza indirilmesi de bu canlıların korunması için kritik öneme sahiptir.
Entegre zararlı yönetiminde kertenkelelerin dolaylı katkısı
Entegre Zararlı Yönetimi (IPM), kimyasal mücadeleye başvurmadan önce biyolojik, kültürel ve fiziksel yöntemlerin bir arada kullanılmasını içeren sürdürülelebilir bir yaklaşımdır. Arıcılıkta bu yaklaşım, kovan sağlığını korumak için ekosistemin bütününü dikkate almayı gerektirir. Kertenkeleler, bu sistemin değerli bir parçasıdır. Onların varlığı, arılıktaki biyolojik çeşitliliğin bir göstergesidir. Kertenkeleler, zararlı böcek popülasyonlarını baskılayarak kimyasal ilaç ihtiyacını azaltabilir. Fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları karşılaştırıldığında, kertenkelelerin neredeyse hiçbir risk taşımadığı, aksine fayda sağladığı görülür. Arıcıların, bu sürüngenleri tanıyarak ve koruyarak, arılıklarını daha sağlıklı ve dengeli bir ekosisteme dönüştürmeleri mümkündür.
Korunma ve mücadele yöntemleri
Arı kolonilerini fare gibi kemirgen istilalarından korumak, arıcının kışlatma dönemindeki en kritik görevlerinden biridir. Fiziksel engeller, depo yönetimi ve çevre düzenlemesi, bu zararlılara karşı en etkili korunma yöntemleridir. Kertenkeleler için ise fiziksel bir mücadeleden çok, kovanla aralarındaki mesafeyi yönetmek ve onların kovana girişini imkansız hale getirmek yeterlidir. Fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları arasında en yıkıcı olanı fare istilasıdır.
Kovan giriş daraltıcı ve fare ızgarası: doğru ölçü rehberi
Fare istilasını önlemenin en etkili ve en basit yolu, kovan girişlerini fiziksel olarak engellemektir. Arılar kış salkımına girdiğinde ve uçuşlar azaldığında, kovan giriş deliği daraltılmalıdır. Ancak bu daraltma, havalandırmayı tamamen kesmemeli, sadece farelerin girişini engellemelidir. Metalden veya sert plastikten yapılmış fare ızgaraları (giriş daraltıcılar) bu iş için idealdir. Kritik ölçü, delik yüksekliğidir. Bir arının rahatça geçebilmesi ancak bir farenin (özellikle küçük tarla farelerinin) geçememesi için delik yüksekliği 8 mm ila 9.5 mm arasında olmalıdır. Genellikle 9 mm’lik bir aralık, arıların geçişine izin verirken çoğu kemirgeni dışarıda tutar. 10 mm ve üzeri boşluklar, genç fareler için risk oluşturur. Bu ızgaralar, kışa girmeden önce, sonbaharın sonlarında kovanlara takılmalı ve ilkbaharda güçlü uçuşlar başlayana kadar yerinde kalmalıdır.
Kışlatmada yem/petek depolama: kemirgen çekimini önleme
Kemirgenleri arılığa çeken ana unsurlardan biri yiyecek kokusudur. Arılıkta veya yakınındaki depolarda saklanan fazla petekler, bal kalıntıları ve arıcı ekipmanları, fareler için güçlü bir davetiyedir. Kışlatma döneminde kullanılmayacak olan ballı veya polenli petekler, arılıktan uzak, iyi yalıtılmış ve kemirgenlerin giremeyeceği depolarda saklanmalıdır. Petekler, plastik variller veya metal kaplar gibi sızdırmaz konteynerlerde muhafaza edilmelidir. Sadece petekler değil, kışlık yem olarak hazırlanan kek veya şurupların kalıntıları da ortalıkta bırakılmamalıdır. Arılık çevresine dökülen yem artıkları, gece fareleri bölgeye çeker ve bu fareler bir sonraki hedefleri olarak kovanları belirleyebilir. Depolama alanlarının düzenli olarak kontrol edilmesi, kemirgen giriş izlerinin aranması önemlidir.
Arılık çevre düzeni: zeminden yükseltme ve ot yönetimi
Arılık düzenlemesi, kemirgen mücadelesinde pasif ama etkili bir rol oynar. Fareler ve diğer kemirgenler, saklanmak ve yuva yapmak için uzun otlara, çalılıklara ve yerdeki döküntülere ihtiyaç duyar. Arılık alanı, özellikle kovanların etrafı, düzenli olarak biçilmeli ve otlardan arındırılmalıdır. Kovanların doğrudan toprak üzerine yerleştirilmesi, hem nem sorunlarına hem de kemirgen istilasına davetiye çıkarır. Kovanlar, mutlaka en az 30 cm ila 50 cm yüksekliğinde sehpalar üzerine yerleştirilmelidir. Bu yükseklik, farelerin kovan girişine ulaşmasını zorlaştırır, kovanın altını kontrol etmeyi kolaylaştırır ve kovanı yerdeki nemden korur. Kovan sehpalarının ayaklarının pürüzsü meralden yapılması, tırmanmayı daha da zorlaştırabilir.
Kertenkelelerin kovana fiziksel girişi mümkün mü? koşullar ve önlemler
Kertenkelelerin bir arı kovanına kasıtlı olarak girmesi veya kovan içinde yaşamaya çalışması son derece düşük bir ihtimaldir. Farelerin aksine, kertenkeleler kovanın içindeki sıcaklığı, balı veya poleni aramazlar. Onlar soğukkanlıdır ve metabolizmaları kovan içi gibi kapalı, yüksek sıcaklıktaki (ve arılarla dolu) bir ortamda yaşamaya uygun değildir. Bir kertenkelenin kovana girmesi, ancak kovanın yapısında büyük bir çatlak veya delik varsa (örneğin farelerin açtığı bir delik) ve kertenkele tesadüfen oraya saklandıysa mümkün olabilir. Ancak bu, bir istila değil, bireysel bir vakadır. Kertenkeleler için alınması gereken özel bir önlem yoktur. Standart arıcılık uygulamaları, yani kovanın çatlak ve deliklerinin onarılması, kovanın sağlam olması ve kullanılan fare ızgarasının (9 mm) aynı zamanda büyük kertenkelelerin girişini de engelleyeceği zaten bir gerçektir.
İzleme ve teşhis
Kovanlarda kemirgen varlığını erken teşhis etmek, koloninin kıştan çıkması için hayati önem taşır. Kış aylarında kovanları sık açmak mümkün olmadığından, arıcılar kovan girişindeki ve çevresindeki dolaylı belirtileri okumayı bilmelidir. Bu izler, içeride bir istila yaşandığının habercisidir ve acil müdahale gerektirebilir. Bu izleri tanımak, fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları ile mücadelede ilk adımdır.
Farelerin kışın kovana giriş belirtileri ve izler
Kışın kovanı açıp kontrol etmek arı salkımı için çok risklidir. Bu nedenle teşhis, kovan dışından yapılmalıdır. En belirgin iz, kovan giriş tahtasındaki kemirme izleridir. Fareler, girişi genişletmek için ahşabı kemirirler. Kovan girişinde veya kovanın hemen önündeki karda küçük fare dışkıları görmek, içeride bir sorun olduğunun net bir kanıtıdır. Bir diğer önemli belirti, kovan girişinden dışarıya atılmış arı parçaları veya petek kırıntılarıdır. Fareler içeride petekleri yerken, kırıntıları ve ölü arıları temizlikçi arılar (eğer hala aktiflerse) dışarı atmaya çalışır. Kovan dinlendiğinde içeriden normal arı vızıltısı dışında tırmalama, hışırtı veya kemirme sesleri geliyorsa, bu da bir istila belirtisidir. Kovanın altındaki polen çekmecesi veya havalandırma tepsisi kontrol edildiğinde, normal balmumu döküntülerinden farklı olarak parçalanmış petek artıkları ve fare pislikleri görülebilir.
Türler arası risk karşılaştırması
Arı kovanları birçok farklı canlı için bir hedef olabilir. Ancak, her tehdidin seviyesi aynı değildir. Eşek arıları ve arı kuşları gibi avcılar ile fare gibi istilacılar arasında büyük farklar vardır. Kertenkeleler ise bu risk haritasında genellikle en düşük tehdit seviyesinde yer alır, hatta faydalı bile olabilirler. Riskleri karşılaştırmak, fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları algısını netleştirir.
Eşek arısı, arıkuşu ve kemirgen tehditlerinin karşılaştırması
Arı kolonileri için üç temel tehdit kategorisi vardır: yağmacılar (eşek arısı), avcılar (arıkuşu) ve istilacılar (kemirgenler). Eşek arıları (özellikle Vespa türleri), kolonileri yağmalamak için organize saldırılar düzenler, yetişkin arıları ve larvaları avlarlar. Bu, genellikle yaz sonu ve sonbaharda büyük bir tehdittir. Arıkuşları, uçan arıları havada avlayan uzman avcılardır ve özellikle ana arının çiftleşme uçuşu için risk oluştururlar. Ancak bu iki tehdit, kovanın iç yapısına ve stoklarına dokunmaz. Kemirgenler (fareler) ise bir istilacıdır. Kışın kovana girerler, içeride yaşarlar, stokları tüketirler, petekleri ve yavruları yok ederler. Bu, koloninin tamamen ölmesine neden olan, en yıkıcı tehditlerden biridir. Fare istilası, koloninin kıştan çıkma şansını tamamen ortadan kaldırabilir.
Kertenkele arı yer mi? Türkiye türleri üzerinden analiz
Türkiye, zengin bir sürüngen biyoçeşitliliğine sahiptir. Arılıklarda en sık rastlanan türler genellikle duvar kertenkeleleri (Podarcis türleri) veya tarla kertenkeleleri (Lacerta türleri)dir. Bu kertenkelelerin diyetleri üzerine yapılan çalışmalar, ana besin kaynaklarının karıncalar, örümcekler, çekirgeler ve çeşitli böcek larvaları olduğunu göstermektedir. Bal arıları, bu türlerin diyetinde düzenli bir bileşen değildir. Bir kertenkelenin bir bal arısını yemesi mümkündür, ancak bu genellikle zayıflamış veya yavaş hareket eden bir arının fırsatçı bir şekilde yakalanmasıdır. Kertenkelelerin ağız yapısı ve avlanma tekniği, sağlıklı ve hızlı bir işçi arıyı seri olarak avlamaya uygun değildir. Özellikle Türkiye’deki kertenkele türleri, fare ve kertenkelelerin arı kovanlarına zararları tartışmasında, “zararlı” kategorisine girmemektedir. Arıcılık için oluşturdukları risk, sıfıra yakındır.



